El Bab Hadiste geçen kıyametin kapısı mı?

435

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) 24 Ağustos’ta başlattığı “Fırat Kalkanı” Operasyonu’yla öncelikle Türkiye sınırındaki stratejik nokta Cerablus’u ele geçirdi. Bu operasyonun ikinci aşamasında Cerablus’un batısına doğru A‘zez-Mâre‘ hattına  kadar Türk sınırı IŞİD’ten temizlendi. Üçüncü aşamada ise harekât derinleştirilerek IŞİD’in Kuzey Suriye’deki son kalesi el-Bâb hedefleniyor.

Arapça’da “kapı” manasına gelen el-Bâb, IŞİD’in Suriye’nin kuzeyindeki en önemli direnç noktası Halep’e 40 km mesafede. Daha da önemlisi, IŞİD’in en çok vurgu yaptığı, dünyanın sonunu getireceği rivayet edilen Kıyamet Savaşı’nın yapılacağı Dâbık’a da yaklaşık 40 km uzaklıkta.

IŞİD için Dâbık’ın anlamı ne?

Dâbık’ın tarihsel ve sembolik iki önemi var. Birincisi, Osmanlıların Arap topraklarındaki 400 yıllık idaresinin başlangıç noktası. Yavuz Sultan Selim 1516’da bu bölgede Memlükler’e karşı Merc-i Dâbık (Dâbık Ovası) Savaşı’nı kazanarak önce Suriye, ardından Mısır ile Arabistan yarımadasını hâkimiyeti altına aldı. Geçenlerde bu savaşın 500. yıldönümüydü. TSK’nın Suriye’de sürdürdüğü Fırat Kalkanı Harekâtı da bu sembolizme uygun bir şekilde zaferin kazanıldığı gün olan 24 Ağustos’ta başlatıldı.

Türkiye sınırına 20 km mesafedeki Dâbık, Halep’in kuzeyinde stratejik önemi çok fazla olmayan küçük bir belde. Ancak askeri ve stratejik açıdan ehemmiyeti olmayan bu bölge, IŞİD mitolojisi ve propagandasının en önemli ögelerinden biri.

Günümüzü de ilgilendiren ikinci sembolik önemi ise IŞİD’in militan ve sempatizanlarını motive etmek için neşrettiği yayınlarda sürekli olarak kullandığı Dâbık (Kıyamet) Savaşı söylemi. Örgütün İngilizce olarak yayımladığı dergisinin adı “Dâbık”, Arapça olarak neşrettiği derginin ismi ise “Konstantiniyye” yani İstanbul. Yayınlarına göre, IŞİD’in yakın hedefi İstanbul; uzun vadeli hedefi ise Roma (Vatikan). Bu haliyle ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. IŞİD’in yayınlarında Suriye bölgesi tarih boyunca Haçlılar ile Müslümanlar arasında yapılan savaşların merkezi olarak sürekli vurgulanıyor.

Halbuki Türkiye sınırına 20 km mesafedeki Dâbık, Halep’in kuzeyinde stratejik önemi çok fazla olmayan küçük bir belde. Ancak askeri ve stratejik açıdan ehemmiyeti olmayan bu bölge, IŞİD mitolojisi ve propagandasının en önemli ögelerinden biri. Örgüt, Dâbık Savaşı’nı, Hz. Peygamber’den gelen bir rivayete dayandırarak hem kendini meşrulaştırmak hem de yeni militanlar devşirmek için kullanıyor. Zira dünyanın sonuna dair kehanetvârî rivayetler insanların hep ilgisini çeker. Son yıllarda önemli ulusal televizyon kanallarında dünyanın sonu ve Kıyamet’le ilgili yapılan yayınların sıklığı da bunun bir göstergesi. Holywood’un konuya ilgisi de oldukça fazla.

IŞİD hem İslam dinini hem de Müslümanların Kıyamet’e dair ilgi ve korkularını psikolojik olarak iyi tahlil ediyor ve bunun üzerine gidiyor. Şüphesiz örgütün militan devşirdiği Batı dünyasında da Armageddon Savaşı başta Evenjelistler olmak üzere bazı çevreler tarafından önemseniyor. Hıristiyan literatüründe Armageddon Savaşı’nın yapılacağı rivayet edilen Filistin’deki Har Megiddo (Megiddo Tepesi), IŞİD literatüründe Melhame-i Kübra’nın (Son Savaş) yapılacağı Kuzey Suriye’de Dâbık’a denk geliyor. Rivayette savaşın sonunda İsa Mesih’in yeryüzüne ineceği anlatılıyor. Böylece örgüt Batı’dan devşirdiği militanların zihin dünyasına da hitap ediyor.

IŞİD bu iddiasını Hz. Peygamber’den rivayet edilen: “Rumlar, A’mak ve Dâbık isimli mahallere inmedikçe kıyamet kopmaz” cümlesiyle başlayan melhame/fiten hadisine dayandırıyor. Bu rivayetteki A’mak, Amik ovası; Dâbık ise Suriye’nin kuzeyinde bir belde. Buna göre, Kıyamet’ten önce “kâfirlerle” Müslümanlar arasında yapılacak son savaş (Kıyamet Savaşı, Melhame-i Kübrâ, Armageddon) burada vuku bulacak ve Müslümanlar galip gelecek.

Tabii IŞİD’in Müslümanlar olarak kastettiği kesim sadece kendi mensupları. Burada ‘Rumlar’ olarak kastedilen ise, yaygın kanının aksine Yunanlılar değil Romalılar ya da Haçlılar. Anadolu, İslam’ın ilk dönemlerinde başkenti İstanbul (Konstantiniyye) olan Bizans’ın (Doğu Roma) elinde olduğundan bölge Bilad-ı Rum, halk da ehl-i Rum olarak anılmıştır. O nedenle Ortaçağ Arap kaynakları Anadolu’yu Selçuklu fetihlerinden sonra da Rum olarak adlandırmaya devam etti. Nitekim Arapça kaynaklar Anadolu Selçuklularını “Selâcika-i Rum” olarak zikreder. Dolayısıyla IŞİD, Ortaçağ sembolizmine uygun olarak Anadolu’yu (Rum diyarını) elinde tutan Müslüman Türkleri de kastediyor olmalı.

IŞİD, İstanbul’u ve Anadolu’yu elinde tutan ve kendilerine göre Batı’nın müttefiki olan bizleri bu rivayette geçen düşmanlarıyla özleştiriyor. Zira bu savaşın sonunda galip gelen Müslümanlar İstanbul’u da ele geçirecekler. Dahası IŞİD’e göre, “Fatih’in 1453’teki fethi, Hz. Peygamber’in (Letuftahanne) hadisinde müjdelenen fetih değil ve bu fetih IŞİD tarafından Dâbık Savaşı’nın kazanılmasından sonra gerçekleştirilecek… Daha sonra da Hıristiyanlığın başkenti Roma (Vatikan) fetholunacak”.

Türkiye destekli ÖSO, Rusya ve İran destekli Esed Rejimi ve ABD destekli PYD/YPG Dâbık Savaşı için IŞİD’ın etrafındaki çemberi gittikçe daraltıyor. Şu andaki konumu itibarıyla el-Bâb’ın stratejik önemi Dâbık’a oranla çok daha fazla.

IŞİD’in bu propagandası özellikle son iki yıldır yoğun olarak yayın organlarında kullanılıyor. Örgütün dini liderlerinden Ebu Muhammed el-Makdisi’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’nu düzenleyen Türk ordusu mensuplarını da son fetvasında “dinden çıkmış (ridde, mürted)” olarak nitelemesi bu söylemle uyuşuyor.

el-Bâb’ın stratejik önemi

Türkiye destekli ÖSO, Rusya ve İran destekli Esed Rejimi ve ABD destekli PYD/YPG, Dâbık Savaşı için IŞİD’in etrafındaki çemberi gittikçe daraltıyorlar. Şu andaki konumu itibarıyla el-Bâb’ın stratejik önemi Dâbık’a oranla çok daha fazla.

el-Bâb, Halep’le Menbiç arasında ÖSO ile PYD/YPG ve Suriye rejiminin askerlerinin bulunduğu Suriye’nin kuzeyinde IŞİD’in son kalesi. Şayet IŞİD burada tutunamazsa, Kuzey Suriye’yi kaybederek yaklaşık 100 km güneydoğudaki başkenti Rakka’ya çekilmek zorunda kalacak. Aynı zamanda kendi mitolojisi ve propagandasında önemli bir unsuru olan Dâbık’ı da yitirmiş olacak. Böylece önemli bir propaganda üstünlüğünü ve psikolojik savaşı da kaybedecek.

Yukarıda işaret ettiğimiz hadisin devamında “inançsızları Medine’den gelen Müslümanların en iyileri olan bir ordunun yeneceği” belirtiliyor. Halbuki IŞİD’in lideri Ebubekir el-Bağdadi ve örgütün ana gövdesi daha ziyade Irak kökenli; Medine’nin yer aldığı Arap yarımadasından değil. Ebu Musab Zerkavi de bir konuşmasında “Meşale’nin Irak’ta yandığını ve büyümeye devam ettiğini” söyleyerek “Dâbık’ta Haçlı ordularını yenene dek bunun devam edeceğini” ifade etmişti.

Konuyla ilgili diğer bir rivayette, Melhame-i Kübra’dan (Kıyamet Savaşı) bahsedilirken, “Romalılar (Rumlar, Haçlılar) ile Araplar arasında yapılacak bu harpte Arapların, “her biri 12 bin kişiye sahip 80 bayraklık bir güce karşı savaşacağı” ifadesini de IŞİD kaynakları uluslararası bir güç olarak yorumlamakta. Tabii kastettikleri güç de içerisinde Türkiye’nin de bulunduğu IŞİD’e karşı savaşan uluslararası koalisyon. IŞİD, hadis rivayetlerinde geçen Rumlar’dan kastın Avrupalı Hıristiyanlar ile onların bölgedeki kolonileri (işbirlikçileri) olduğunu ifade ediyor.

Dâbık’ta veya kapısı el-Bâb’da IŞİD’e karşı yapılacak bir savaş, “Kıyamet Savaşı” olmayacak elbette. Ancak buradaki bir yenilgi, IŞİD için sonun başlangıcı yani kendi kıyametleri olabilir. Bu durum halifeliğini ilan eden Ebûbekir el-Bağdadi’nin hilafet iddialarını yerle bir edebilir. Yaşayıp göreceğiz.

Kaynak: Al Jazeera Türk

BİR SONRAKİ HABER İÇİN AŞAĞI KAYDIRINIZ...

Önceki İçerikDev çöküş! Altında 21 yıldır böylesi görülmedi
Sonraki İçerikGalatasaray, Hakan Şükür’ü Üyelikten İhraç Etti