4. Murat kimdir Padişah IV. Murat hayatı nasıl öldü?

4. Murat kimdir? Kösem Sultan’ın oğlu Sultan Murat nasıl öldü? FOX TV Muhteşem Yüzyıl Kösem Padişah Murat’ın hayatı ve ölümü haberimizde.
276

Osmalı Padişahı 4. Murad kimdir? Kösem Sultan’ın oğlu Sultan Murat nasıl öldü? Padişah 4. Murad’ın eşi ve çocukları kimdir? FOX TV Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisiyle hayatı merak edilen Osmanlı Padişahı Sultan Murad’ın hayatı ve ölümü

4. MURAD KİMDİR? OSMANLI PADİŞAHI MURAT’I HAYATI

Muhteşem Yüzyıl Kösem… IV. Murad (Osmanlı Türkçesi: مراد رابع Murād-i rābi‘) (d. 27 Temmuz 1612, İstanbul – ö. 8 Şubat 1640, İstanbul), 17. Osmanlı padişahı ve 96. İslam halifesi. 1623 ile 1640 yılları arasında hüküm sürdü. Revan (Erivan) ve Bağdat fatihidir. IV. Murat İstanbul’da, Sultan I. Ahmed’in ve asıl ismi Anastasya olan Rum asıllı cariye Kösem Sultan’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Ağabeyi Genç Osman’ın Yedikule zindanlarında bir grup isyancı Yeniçeri tarafından öldürülmesi üzerine amcası I. Mustafa tahta geçmişti. I. Mustafa akli dengesinin padişahlık yapmaya uygun olmadığı iddia edilerek çeşitli entrikalarla tahttan indirildi ve yerine yeğeni olan IV. Murat 11 yaşındayken padişah yapıldı.

MUHTEŞEM YÜZYIL KÖSEM – 4. MURAD

Osmanlı tarihinin ilk reformcu padişahı sayılan II. Osman, 1618 yılında babası Sultan I. Ahmet’in vefatı üzerine ve amcası I. Mustafa’nın üç aylık saltanatından sonra tahta geçmişti. Saltanatının 3. yılında kendini kamuoyuna ispatlamak ve güçlü bir padişah imajı verebilmek için Lehistan üzerine 1621 yılında Hotin Seferine çıkmıştı. Kanuni Sultan Süleyman ve dedesi III. Mehmed’den sonra bir padişah sefere çıkacaktı. Seferde zayıf görülen Lehistan’ın ağır bir yenilgiye uğratılamaması padişahı rahatsız etmiş, başarısızlığın sorumluluğu ocağa yüklenmişti. Genç Osman seferde ocağı yakından tanıma fırsatı bulmuş ve Yeniçeri Ocağının köklü bir reforma tabi tutulması gerektiğine hatta kaldırılmasına karar vermişti. Ocağı tekrar düzenlemek için padişah özetle şu planı yapmıştı: bir şekilde İstanbul’un dışına çıkacak, Anadolu’da yeni bir ordu toplayacak ve bu orduyla merkez garnizonu İstanbul’da bulunan Yeniçeri Ocağını savaşarak ortadan kaldıracaktı. İstanbul’dan orduyu arkasında bırakarak uzaklaşmanın yolu ise Hacca gitmekti. Hac bahanesiyle şehirden uzaklaşmak isterken padişah engellenmiş, isyan çıkmış, geri döndürülmüştü. Topkapı Sarayı’nda kendini güvende hissetmeyen Genç Osman Yeniçeri Ağası’na sığınacaktır. Burada soğukkanlılığa davet edilen ve yatıştırılan padişah çok geçmeden ve teamüllere aykırı bir şekilde yakalanmış, devamında da halka teşhir edilerek ve hakaretamiz muamelelerle Yedikule zindanlarına götürülmüştür. Var olan durumun değişmesini istemeyen ve varlıkları sürdürmek isteyen cuntacı grup padişahın tutuklu da olsa sağ olmasından rahatsız olacaktır. Kendi istikballeri için bu genç ve reformcu padişahın infaz edilmesine karar verilmiş ve tutuklu bulunduğu koğuşta boğdurulmuştur. Bu olay Osmanlı tarihinin en büyük darbelerinden birisi olarak tarihe geçmiştir. Devamında tahta ikinci kez çıkarılan I. Mustafa’nın padişahlık yapamayacağı bir kez daha anlaşılmış ve nihayet Kemankeş Ali Paşa’nın önderliğinde tahta henüz 11 – 12 yaşında olan Sultan IV. Murat geçirilmiştir. Sultan Murat, tahta böylesi bir kaos ortamında geçecek ve o güne kadar tahta çıkan en küçük padişah olacaktır. Padişahlığına kadar geçen dönemde kendisi kafeste bekletilmiştir. Eski Saray’da bulunan annesi Kösem Sultan Topkapı Sarayı’na getirilerek oğlunu cülus törenine hazırlamıştır. Ertesi gün, 10 Eylül 1623’te Eyüp Sultan’da Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin elinden kılıç kuşanmış ve 4 gün sonra da sünnet ettirilmiştir. Sultan IV. Murat tahta geçmesiyle sonuçlanan süreç ön görülemediğinden padişahlığa hazır değildi, eğitimi kafeste sağlanamamıştı. Sultan Murat, ağabeyi Genç Osman’ın öldürülmesine ve amcası Sultan I. Mustafa’nın yetersiz bulunarak tahttan indirilmesine şâhit olmuştu. Ülke büyük bir kaosun içindeydi. Konumunu kanlı bir şekilde güçlendiren ve menfaatlerine dokunulduğunda padişah bile infaz edebileceğini gösteren Yeniçerilerin devam eden İsyanları ve uzlaşmaz tavırları, Safevîlerin doğuda Bağdat’ı ele geçirmeleri, Avrupa’daki gelişmeler ve 30 yıl savaşları, Avusturya tehdidi, Celali İsyanları, Anadolu’da bozulan asayiş ve eşkıya terörü ve nihayet ekonomik şartlar çocuk yaştaki padişahı zor durumda bırakıyordu. Tüm bu nedenlerden dolayı IV. Murat’ın tahta kendisinden önceki padişahlara göre çok olumsuz bir ortamda geçtiği bir gerçektir.

KÖSEM SULTAN VE SULTAN 4. MURAD

IV. Murat tahta geçtikten sonra hızlı bir eğitime tabi tutuldu. Genç padişah ise kendisine eğitime olumlu tepkiler verecek ve ileride sahip olduğu entelektüel bir birikimle kendinden söz ettirecektir. Bu süre içerisinde padişah adına annesi Kösem Sultan “saltanat naibesi” adıyla devleti yönetmek zorunda kaldı. Padişah adına devleti annesinin yönetecek olması Osmanlı tarihinde bir ilktir. Bu süre içinde imparatorluk anarşiye ve büyük iç karışıklıklara sürüklendi. Safeviler, Irak’ı ele geçirdi, Bağdat başta olmak üzere birçok yerde sünniler kılıçtan geçirildi. Safevi orduları Mardin’e kadar ilerledi. Ortadoğu’daki sünni – şii dengesi bozuldu. Kırım, Yemen, Lübnan ve Mısır’da ciddi isyanlar çıktı. Abaza Mehmet Paşa, Doğu Anadolu’da iki kez isyan çıkardı. Askerlere verilen maaşlar arttırılırken, vergi sistemi bozulduğundan gelirlerde azalma görüldü. Kuzey Anadolu’da işlevsizleşen Tımar Sistemi ve buna bağlı artan yolsuzlukları öne süren halk isyan başlattı. Safevilere karşı yürüttüğü seferde başarısız olan Sadrazam Hüsrev Paşa’nın azli üzerine 1632 yılında Yeniçeriler sarayı basarak sadrazam ile 17 devlet yöneticisinin kellesini istedi. Yeni Sadrazam Hafız Paşa yeniçerilerce öldürdü, birçok devlet adamının evi yağmalandı. İkinci bir isyana kalkışarak padişaha güvenmediklerini söyleyen yeniçeriler, ileride padişah olacak şehzadelerin hayatlarından şüphe ettiklerini, sağ olduklarının bir ispatı olarak şehzadelerin kendilerine gösterilmesini hatta bazı şehzadelerin Yeniçeri Ocağında kendi himayelerinde kalması gerektiğini söylemişlerdir. Padişah, şeyhülislam ve veziriazamın kefil olması ile yeniçerileri bu isteklerinden vazgeçirmiştir. Asilerin ayak divanına çıkartıp yaptıkları pazarlıklarla genç padişahı zor durumda bırakması, acizliği, yaşı itibariyle sürekli küçümsenmesi ve annesinin himayesinde kaldığı düşüncesi onun ilerde sert bir mizaca bürünmesine neden olmuştur.

Kösem Sultan Anadolu’daki isyanları bastırmak için birçok girişimde bulunmuş ve en dikkat çekici olan Abaza Mehmet Paşa isyanı son bulmuştur. Kendisi anarşi döneminde ülkeyi toparlama konusunda yoğun bir çaba sarf etti. Kösem Sultan, yaklaşık 10 yıllık saltanatı boyunca 8 veziriazam, 9 defterdar değiştirmiştir. Bunun yanında muhtaçlar için aşevleri açtı, hayır kurumları yaptırdı, borçları yüzünden hapishaneye düşmüş olan mahkûmların borçlarını ödeyerek onları hapisten kurtardı ve fakir kızların çeyizlerini düzerek onları evlendirdi. Bu icraatları ilk döneminde toplum ve bürokrasi çevrelerinde takdir görmüştür.

OSMANLI PADİŞAHI SULTAN MURAD’IN NELERİ YASAKLADI?

Alkol, tütün ve kahveyi yasakladı. Yasağın sebebinin 1630’ların başındaki büyük İstanbul yangını olduğu bilinir ve yangın sonrası çıkabilecek bir ayaklanmaya karşı tedbir olarak İstanbul’daki kahvehaneler yıktırılır. Tütün içenlerin ise öldürülmelerine dair fetva çıkarılır. Tütün içenlerden orduya mensup kişiler tespit edilince eli, ayağı kırılıp boyunlarının vurulduğu da oluyordu. Ayrıca meyhane ve kahvelerin Yeniçeri ve isyancıların toplanma mekanı haline gelmesi padişahı düşündürmüştü. Yasak, kaybolan devlet otoritesinin de bir nevi tekrar tesisinin bir göstergesi olacaktı. Padişah kendi yasağına ne derece uyulduğuna bağlı olarak otoritesini ölçtü. Bu nedenle yasak çok katı bir şekilde uygulandı. IV. Murad, yasağa uymayanların öldürülmesini emretti. Bizzat kendisi özellikle geç saatlerde kıyafet değiştirerek yasağa uyulup uyulmadığını kontrol etti ve bulduğu şüphelileri öldürttü. Bu tebdil-i kıyafet teftiş uygulamasını sıklıkla yapmış ve birçok meyhaneyi gece kendisi bizzat baskınlar ve infazlarla kapattı. Padişahın üstün ve kutsal bir figür olarak Topkapı Sarayı’nda bulunmasına alışık İstanbul halkı halk arasına karışan ve doğrudan gücünü sergileyen IV. Murad’a bu yüzden farklı bir gözle bakmıştır. Sultanın ölünceye kadar sürdüğü bu uygulaması sonucu hiçbir padişaha karşı üretilmeyen efsane ve menkıbelere neden olmuştur. IV. Murad’ın sözlü kültürdeki zengin konumu onun özlenen otoriter bir padişah figürünün bir tecellisi olarak yorumlanmıştır.

IV. Murad dönemindeki bir diğer yasak ise yatsıdan sonra fenersiz dışarı çıkma yasağı idi. Kıyafet değiştirerek yatsıdan sonra sokakları gezen IV. Murad, fenersiz gezenlerle karşılaşınca ceza olarak onları öldürtmekteydi. Sabah olduğunda bu nedenle cezalandırılan kişilerin ölü bedenleri yerlerde görülüyordu. Yasağa uymayanları ölümle cezalandıran IV. Murad, bir defasında kıyafet değiştirip gezerken, camiden geç saatte çıkıp fenersiz evine giden bir imamın çocuğunu yakalamış ve onu yasağa uymadığı için öldürtmüştü.

SULTAN IV. MURAD NASIL ÖLDÜ?

IV. Murad, Revan Seferi sırasında ortaya çıkan hastalığı (siroz[20] veya nikris) nedeniyle ciddi sağlık problemleri yaşar. Her ne kadar kısa bir dönemliğine düzeldiyse de 1639 Kasım’ında tekrar kötüleşir. Sağlığı iyice kötüleşince yakın çevresinde bulunanlar IV. Murad’a içkiyi bırakmasını önerdiler. Oldukça çok içki içen IV. Murad, her ne kadar hastalığı üzerine içkiyi bir müddet bıraktıysa da hastalığı biraz düzelme gösterince tekrar içkiye başladı. Sağlık durumu git gide kötüleşen IV. Murad, kardeşi Şehzâde Kasım’ı boğdurduğu odada henüz 28 yaşında iken 1640 yılında öldü. IV. Murad’ın erken yaştaki bu ölümü içkiye olan aşırı bağımlılığından dolayıydı. Ölmeden önce kardeşi İbrahim’i öldürtmek istediği ancak saraydakilerin bunu engellediği söylenilir.

IV. Murad dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama döneminde toparlandığı istikrarlı bir dönemdir. Bu istikrar ölümü ile bozulmuş ve 1656 yılında Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazam olmasına kadar da tekrar sağlanamamıştır. IV. Murat Sultan Genç Osman’dan sonra Osmanlı Devleti’nin ikinci büyük reformcusudur. Devletin gerilediğini kabul ederek ilk ıslahat çalışmalarını başlatan kişidir. Bu anlamda hazırlattığı Koçi Bey ve Katip Çelebi Risaleleri onun ileri görüşlülüğünü gösterir. Bu risalelerde padişahın isteği üzerine devletin gücündeki zayıflamanın ve bozulmanın nedenleri ortaya konmuş ve çözüm için öneriler üretilmiştir. Büyük bir entelektüel olan IV. Murat Arapça ve Farsça bilmekteydi. “Muradi” mahlasıyla hem divan hem aşık tarzı şiirler yazmıştır. Döneminde halk edebiyatı büyük gelişme göstermiş, manzumelerine şairler tarafından nazireler yazılmıştır. Yazdığı divan şiirlerini düzenlemesi için Vehbi Osman Çelebi’ye emanet etmiş fakat ölümüyle birlikte bu divan ortadan kaybolmuştur. Hattattır. Talik yazıda kendi geliştirmiştir. İcazetini Hat hocası Tulumcuzade Abdurrahman Efendi’den almıştır. Güzel yazıya ve musikiye ilgi duymuştur. Mehter müziğinin önde gelen bestekarları arasında sayılan IV. Murat’ın sözlü eserleri yanında saz eserleri de bestelediği bilinmektedir. Yılmaz Öztuna onun bestelediği 15 eserinin listesini vermiştir. Sözleri de kendisine ait olan “Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan” ilahisi de bu bestelerden birisi olarak kaydedilir. (Bazı araştırmacılar bu ilahinin IV. Murat’a değil III. Murat’a ait olduğu ileri sürer.) Dönemin önemli simalarından Evliya Çelebi, onun huzurunda yapılan edebiyat ve musiki cemiyetlerinden genişçe söz etmektedir. Bunlar arasında Kör Hasanoğlu Mehmet Çelebi’nin haftada iki gece padişahın huzurunda hayal oyunu sergilemesi de vardır. İtalyan düşünürü Machiavelli’nin “Prens” adlı eserini Türkçeye çevirtmiştir. Okçuluğa ve topçuluğa ilgi duymuştur. Hobi olarak yay ve kiriş imal eder, seferlerde kendisi top atışları yapardı. Cirit atardı. Matrak oyununa (eski bir savaş sporu) ilgi duyar ve iyi bir icracısı (matrakbaz) sayılırdı. At tutkunuydu ve iyi bir biniciydi. Saray ahırında 300’den fazla seçme binek, 50’ye yakın da yarış atı bulundurmuştur. Kendi şahsına mahsus 9 atı vardı. Bu atlar öldüğü zaman gelenek icabınca cenazesinde ters bir şekilde eğerlenerek kortejde yürütülmüştür. Revan ve Bağdat seferleri boyunca gördüğü vakıf eserlerini tamir ettirmiştir. Fırat nehrinin Elazığ’ın kuzeyinde kalan bölümü bugün onun adını taşır. Topkapı Sarayı’na Revan ve Bağdat köşklerini yaptırmıştır. Kabe’nin tarihi boyunca en büyük ve kapsamlı tamirlerinden birisi olan ve on birinci tamiri sayılan restorasyon ve genişletme işi onun emriyle 1629-30 yıllarında yapılmıştır. IV. Murat tüm bunların yanında iyi bir komutan ve askerdir. Bizzat kendisinin komuta ettiği iki büyük sefer icra etmiştir. Bu seferlerine sorguçlu bir miğfer ve zırh giyerek ve Ömer’in kılıcını kuşanarak gitmiş ve aynı kıyafetlerle geri dönmüştür. Bağdat Seferi’nden yine aynı kıyafetlere ek olarak bir pars postu giyerek dönmesi dikkat çekici bulunmuştur. Kaynaklardan anlaşıldığına göre IV. Murat hareme karşı mesafeli bir tavır sergilemiş ve Osmanlı padişahları arasında en az çocuğu olan padişahlardan birisi olmuştur. IV. Murat donanmaya da büyük yatırımlar yapmış ve Otuz Yıl Savaşlarından faydalanarak Venedik üzerine bir sefer hazırlığı yaptırmıştır. Hazırlanan donanma Girit’in fethinde büyük faydalar sağlamıştır. Başarıları ve askerliğe yatkınlığıyla ordu ve halk tarafından saygı duyulan bir padişah olmuştur. Özlenen karizmatik padişah figürünü fazlasıyla sergilemiş bu yüzden de hakkında birçok menkıbe üretilmiş ve Anadolu’da birçok yerel yapıya adı verilmiştir. İlber Ortaylı IV. Murad’ı “17. yüzyılın en büyük mareşali” ölümünü de “büyük bir kayıp” olarak tarif eder.

4. MURAD’IN EŞLERİ VE ÇOCUKLARI

Şemsperi Haseki (1612 – 1675): Arnavut, Progon ailesinden Progonzade Osman Bey kızı, izd. 1626, Eski Saray’da öldü. Akrabası Damad Nasuh Paşa’dır. Kösem Sultan’ın kızı Ayşe Sultan’ın nedimesiydi ve özel olarak yetiştirildi. Sultan IV. Murat padişah olunca Kösem tarafından hükümdara hediye edildi. Teyzesinin kızı Aynizad Hatun Sarayda nedimesi idi. Ağabeyi padişahın hizmetinde bulunan Yahya Ağa’dır.

Huriçehre Haseki (1613 – 1689): Gürcü, Asilzade Maçutadze ailesinden, Saraya hediye olarak gönderildi, izd. 1628, eşinin ölümünden sonra Eski Saray’da değil Beylerbeyinde bulunan Hünkar Kasrında oturdu ve orada öldü. Ablası Lalezar Hatun Muhasibi Şehriyari olan Gürcü ve Kobulaşvili prensi Kenan Paşa ile evliydi. 1648 yılında Kösem Sultan’ın isteği ile Kenan Paşa eşini boşadı ve kendi kızı Burnaz Atike Sultan’la evlendirildi. Lalezar Hatun 1674 yılında öldü.

Ayşe Haseki Sultan (1614 – 1680): Arnavut, Asilzade ve Jonima ailesinden Hasan Bey’in kızı, izd. 5.1630, nikahları Edirne Sarayında kıyıldı. Gelinin şahidi Eyüp Paşa. Sultan IV. Murat’ın eşleri arasında en güclüsüydü ve evlendiğinde doğrudan Haseki Sultan ünvanını aldı. Padişahın diğer eşleri sadece Haseki olarak kaldı. Eşinin ölümünden sonra Eski Saray’da yaşadı ve orada öldü. Amcası ünlü Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’dır. Erkek kardeşi Silahdar Musa Ağa’dır. Akrabası, herhalde kuzini, Ruhsar Hatun Saray’da yanında oturdu.

Sanevber Haseki (1616 – 1677): Boşnak, Abdullah kızı, izd. 1631, Kösem’in yetiştirdiği kızlardandır. Padişaha hediye edilmiştir. Ablası Dilaver Hatun’a padişah Çukurhisar’da bir Köşk hediye etmiştir, IV. Murat’ın ölümünden sonra Saray’dan çıkartıldığında oraya taşındı ve Çukurhisar’da öldü. Sanevber Haseki’nin akrabalarından İsmail Paşa 1659 yılında Sultan I. İbrahim’in kızı Atike Sultan’la evlendirildi. İsmail Paşa 1666 yılında Erzurum’da öldü.

Şemsişah Haseki: Gerçek adı Prenses Zilihan Dadiani (1619 – 1698), Gürcü, babası Dadiani hanedanından ve Mingrelya Hükümdarı II. Levanti Dadiani’dir, izd. 3.1634, Mihri 50.000 Altın, nikah Topkapı Sarayında kıyıldı, gelinin şahidi Darüssade Ağası İdris Ağa. Şemsişah Haseki Eski Saray’da öldü. Erkek kardeşi Prens Mamuka Dadiani İstanbul’da oturdu ve Sultan IV. Mehmet döneminde öldü.

Ayşe Mahziba Haseki: gerçek adı Prenses Ayşe Alegukovna Şogenukova (1622 – 1691), Çerkes, izd. 7.1639, Çerkes Kabardey Hükümdarı Aleguko Şogenukov’un kızıdır. Nikah Topkap Sarayı. Mihri 53.000 Altın. Gelinin şahidi Tulumcuzade Derviş Abdi Efendi. Mahziba Haseki’nin dayı kızı Eflak Kraliçesi Katerina’dır. Halası ise 1622 yılında Kırım Hanının kardeşi Şahin Giray’la evlendi.

Esma Haseki Sultan: IV. Murad’ın ikinci hasekisi’dir. 3 Sultan ve 1 şehzade Annesidir. 1620’de Yunanistanda doğmuştur. Henüz 3 yaşındayken kaçırılmış, ve konakta büyümüştür. Sonra Kösem Sultan tarafından saraya getirildi.

Çocukları
Evliya Çelebi 32 çocuğu olduğunu yazar. Bilinenler bunlardır.

Şehzade Süleyman
Şehzade Ahmet
Şehzade Mehmet
Şehzade Alaaddin
Safiye Sultan
Gevherhan Sultan
İsmihan Kaya Sultan
Rukiye Sultan
Bedia Sultan (Ayşe Bedia Sultan)
Hafsa

BİR SONRAKİ HABER İÇİN AŞAĞI KAYDIRINIZ...

Önceki İçerikVergi borcu yapılandırmasında son gün
Sonraki İçerikÖTV artışından otomobil fiyatları nasıl etkilenecek? İşte ÖTV artışı ile araba fiyatları